Çin, enerji verimliliğini yükseltmek ve karbon salınımını azaltmak için ısı pompası teknolojisinin yaygınlaşması için yeni bir plan açıkladı. 2 Nisan’da kamuoyu ile paylaşılan bu eylem planı, kamu binaları, sanayi, tarım ve ulaşım gibi çeşitli sektörlerde ısı pompalarının kullanımını teşvik etmek üzere kapsamlı adımlar içeriyor. Dışarıdan aldığı ısıyı iç mekanlara taşıyarak ısıtma veya soğutma sağlayan elektrikle çalışan yüksek verimli sistemler olan ısı pompaları, geleneksel ısıtma sistemlerinin aksine bir birim elektrik enerjisi karşılığında üç ila dört birim ısı aktarabiliyor. Bu da enerji verimliliği açısından önemli bir avantaj sağlıyor.
Bu strateji, çarpıcı emisyon düşüşlerine yol açabilir. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)’nın 2024 enerji teknolojileri raporu, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, elektrikli araçlar, elektrolizörler ve bataryalarla birlikte ısı pompalarını küresel enerji dönüşümünün temel teknolojileri arasında gösteriyor. IEA ve Tsinghua Üniversitesi’nin ortak çalışmasına göre, Çin’in iklim hedeflerine ulaşması durumunda, bina ısıtmasından kaynaklanan doğrudan karbon emisyonları 2022’deki 290 milyon tondan 2050’ye kadar 70 milyon tona kadar düşebilir. Bu, yüzde 76’lık bir azalma anlamına geliyor. Kısa vadede, kömür ve geleneksel biyokütlelerin yerini ısı pompalarının almasıyla hava kalitesi de önemli ölçüde iyileşebilir. Evsel ısıtmadan kaynaklanan ince partikül madde (PM2.5) salınımının 2030 itibarıyla yüzde 80’e kadar düşebileceği öngörülüyor.
Destekler, geniş çaplı geçişe yardımcı olacak. Çin’in kuzey bölgeleri, ısı pompalarını temiz ısıtma politikalarının bir parçası haline getirmeye başladı. Örneğin, Pekin Belediyesi geçen ısıtma sezonunda kırsal kesimlerde yaşayan vatandaşlara düşük sıcaklıkta çalışan hava kaynaklı ısı pompalarına geçmeleri için 6.000 yuan (yaklaşık 816 dolar) ile sınırlandırılmış yüzde 40’lık bir teşvik sağladı. Çin’de ısı pompası teknolojisi son yıllarda önemli gelişmeler kaydetti. Hükümetin yaptığı değerlendirmelere göre, ekipman maliyetleri neredeyse yarıya düştü, sistemler artık -35°C’ye kadar kararlı bir şekilde çalışabiliyor ve ısı aktarım mesafeleri de dikkate değer ölçüde arttı. Eskiden 10-20 kilometre olan menziller, artık 60-100 kilometreye kadar ulaşıyor. Bu da sanayi bölgeleri veya nükleer santraller gibi merkezi ısı kaynaklarından şehir merkezlerine atık ısıyı taşıyarak kullanılmasını mümkün kılıyor.

