Dünyadaki neredeyse her büyük kent, yükselen dijital çağın yeni espor başkenti olma hayali kuruyor. Son olarak Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan, şehrin küresel rekabetçi oyun dünyasına liderlik edeceğini iddia etti. Tokyo gezisi sırasında dünyaca ünlü espor organizasyonu Fnatic ve teknoloji devi Sony temsilcileriyle bir araya gelen Khan, Londra kentini bu alanın rakipsiz lideri yapma hedefini açıkladı. Bu vizyon doğrultusunda hazırlanan belediye raporları, esporun yerel ekonomiye sağlayacağı katkıları ve gençler için oluşturacağı kariyer fırsatlarını ortaya koyuyor. Hatta şehir yönetimi, gençlik merkezlerinin internet altyapısını güçlendirip yeni nesil konsollar temin ederek geleceğin profesyonel oyuncularını yetiştirmeyi amaçlıyor.
Ekonomik veriler kağıt üzerinde oldukça parlak bir tablo çiziyor. O2 Arena çatısı altında düzenlenen iki bin yirmi dört League of Legends Dünya Şampiyonası Finali şehre on iki milyon sterlinden fazla gelir bıraktı. İki bin yirmi beş BLAST Premier Londra Açık turnuvasının ise yaklaşık otuz milyon sterlinlik bir ekonomik hacim oluşturduğu tahmin ediliyor. Şu günlerde ise VALORANT Masters Londra turnuvası espor severlerin odağında yer alıyor. Londra yönetimi yirmi beş bin kişilik yeni bir espor stadyumu inşa etmeye hazırlanırken, bu sektörde kalıcı bir yer edinmenin kolay olmayacağı açıkça görülüyor.
Espor başkenti unvanı için verilen mücadele gün geçtikçe daha da kızışıyor. Paris son dönemde Evo ve RLCS gibi prestijli turnuvalara ev sahipliği yaparak öne çıkıyor. Esporun doğduğu yer kabul edilen Seul on yıllardır bu alanın kalbi konumında bulunuyor. Riyad devasa bütçeler ayırarak sıfırdan bir espor bölgesi inşa ederken, Los Angeles dev oyun stüdyolarına ve küresel lig merkezlerine ev sahipliği yapıyor. Katowice şehri Counter Strike tutkunlarının efsanevi adresi sayılırken, Tokyo dövüş oyunlarının tarihsel merkezi olarak kabul ediliyor. Bu kadar güçlü rakipler varken tek taraflı bir liderlik ilanı gerçekçi görünmüyor.
Yine de Londra kentinin para ile satın alınamayacak çok önemli bir kozu bulunuyor. O da muazzam taraftar kültürü ve tribün tutkusu. Londra arena atmosferini tıpkı geleneksel futbol maçlarında olduğu gibi büyük bir şölene dönüştürmeyi başarıyor. Bu otantik coşku ve tribün ruhu, milyarlarca dolarlık yatırımlarla çöllerin ortasına kurulan modern tesislerin kolay kolay yakalayamayacağı bir üstünlük sunuyor.
Ancak İngiltere’deki bazı yasal düzenlemeler ve altyapı eksiklikleri bu büyük hedefin önüne engel olarak çıkıyor. On altı yaş altındaki gençlere getirilmesi planlanan sosyal medya kısıtlamaları, hedef kitlenin yayınları izlediği Twitch ve TikTok gibi platformlara erişimini zorlaştırıyor. Espor topluluğu bu durumu büyük bir çelişki olarak değerlendiriyor. Ayrıca İngiltere genelinde yerel yeteneklerin gelişebileceği sürdürülebilir bir altyapının olmaması, yetenekli oyuncularının Kuzey Amerika veya Asya ülkelerine gitmesine neden oluyor.
Sadece büyük turnuvalara ev sahipliği yapmak bir kenti espor başkenti yapmaya yetmiyor. Londra kentinin küresel zirveye yerleşebilmesi için amatör seviyedeki oyunculara sahip çıkması, profesyonel kariyer imkanlarını artırması ve radikal altyapı adımları atması gerekiyor. Şehir harika stadyumları, ulaşım imkanları ve coşkulu taraftarıyla takvimlerin vazgeçilmez bir durağı olsa da Paris, Seul ve Riyad gibi devleri geride bırakıp dünyanın tek espor başkenti olma iddiasından henüz çok uzak görünüyordur.

