Çin’de hayata geçirilen yenilikçi bir teknoloji, kömürle çalışan termik santrallerden kaynaklanan sera gazı salınımını azaltarak çevreye ve tarımsal üretime katkı sağlıyor. Geleneksel yöntemlerde, sanayi tesislerinden atmosfere salınan karbondioksit yakalanıp sıvılaştırılarak yer altındaki depolama alanlarına gönderilmektedir. Ancak bu depolama süreci, yüksek yatırım maliyetleri ve uygun coğrafi oluşumlara duyulan ihtiyaç sebebiyle her bölgede uygulanamamaktadır. Jiangnan Environmental Technology adlı kuruluş, bu kısıtlamaları aşmak amacıyla çevreci ve ekonomik bir geri dönüşüm yöntemi geliştirmiştir.
Geliştirilen bu yeni sistemde, kömürün yanması sonucu açığa çıkan kükürt dioksit ve karbondioksit gazları amonyak yardımıyla soğurulmaktadır. Yakalanan bu kirletici gazlar, doğrudan kimyasal süreçlerden geçirilerek tarımda kullanılan gübre bileşiklerine dönüştürülmektedir. Böylece baca gazları arıtılırken aynı zamanda ticari değeri yüksek olan tarımsal girdiler elde edilmektedir.
Bu yöntemin temel mantığı aslında geçmiş yıllara dayanmaktadır. Yirminci yüzyılın başlarında sanayi tesislerindeki kükürt giderme işlemlerinde genellikle kireç taşı bazlı yöntemler tercih ediliyor ve bu durum büyük miktarda atık oluşumuna yol açıyordu. Zamanla bu sürecin yerini alan amonyak bazlı desülfürizasyon sistemleri, kükürt dioksiti amonyum sülfat gübresine dönüştürerek atık miktarını azaltmayı başardı. Söz konusu yeni teknoloji ise bu süreci bir adım daha ileriye taşıyarak sadece kükürt dioksiti değil, karbondioksiti de aynı döngü içinde yakalamaktadır. Bu sayede elde edilen gazlar amonyum sülfat ve amonyum bikarbonat üretimine yönlendirilmekte, termik santral atıkları doğrudan faydalı birer kaynağa dönüştürülmektedir.
Pilot uygulaması geçen yılın ağustos ayında bir kömür santralinde başlatılan bu sistemin, bacadan çıkan karbon emisyonunun yaklaşık yüzde doksanını yakalama kapasitesine sahip olduğu belirtilmektedir. Kurulan bu tesiste her yıl ortalama on bin ton karbondioksitin tutulması ve yan ürün olarak yıllık otuz bin ton civarında gübre üretilmesi hedeflenmektedir.
İki bin yirmi beş yılında gerçekleştirilen bilimsel bir araştırma, bu yöntemle üretilen gübrelerin tarımsal verimlilik üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koymuştur. Elde edilen verilere göre, bu yeni gübrenin kullanıldığı çeltik tarlalarında alınan ürün miktarı, geleneksel gübrelerin kullanıldığı alanlara oranla yüzde altı virgül iki daha yüksek çıkmıştır. Ayrıca bu uygulamanın çevresel etkileri de incelenmiş; toprağa ve suya karışan azot, fosfor ile potasyum oranlarının klasik gübrelere kıyasla belirgin şekilde düşük olduğu saptanmıştır. Bu durum, teknolojinin tarımsal verimi artırırken çevre kirliliğiyle mücadeleye de katkı sağladığını göstermektedir.
Geliştirilen gübrenin farklı toprak yapıları ve iklim koşullarındaki performansını gözlemlemek amacıyla Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve Brezilya gibi ülkelerde saha denemeleri yürütülmektedir. Yetkililer, bu sürdürülebilir yeşil teknoloji sayesinde çiftçilerin üretim maliyetlerinin yüzde elliye varan oranlarda azalabileceğini öngörmektedir.

