Ana SayfaOyunOyun HaberleriHell is Us: Kaotik Dünyada Cesur Bir Keşif

Hell is Us: Kaotik Dünyada Cesur Bir Keşif

Hell is Us, oyuncuları distopik bir evrende yer alan Hadea adlı ülkeye taşıyor. İç savaşla çalkalanan bu ülkeye bir kez giren kimsenin çıkışına izin verilmiyor. Oyunun ana karakteri Remi, geçmişiyle yüzleşmek üzere Hadea topraklarına adım atar ve maceramız da burada başlıyor. Ülkede yalnızca savaşın değil, aynı zamanda Hollow Walkers isminde gizemli varlıkların da bulunması, Remi’nin hem geçmişiyle hesaplaşmasını hem de bu yaratıklar hakkındaki gerçekleri gün yüzüne çıkarmasını gerektiriyor. Hell is Us’ın kısa hikâyesi bu şekilde özetlenebilir. Peki, bu anlatı oyuncuyu ne denli tatmin ediyor?

Oyunun ana hikâye örgüsü pek ilgi çekici ve zayıf bulunsa da, Hell is Us bünyesinde “İyilik” olarak adlandırılan çok sayıda yan görev barındırıyor. Bu yan görevler, derinlemesine hikâyeler sunmasa da, içinde bulunulan dünyayı son derece etkili bir şekilde yansıtıyor. Savaş ve kaosun pençesinde mahvolmuş hayatlar, çaresizlik, umutsuzluk ve acı gibi duygular, her bir görevde oyuncuya hissettiriliyor.

Hell is Us, temelini keşif odaklı bir oynanış yapısı üzerine inşa etmiş. Oyun, oyuncunun elinden tutmuyor; içerisinde harita, pusula veya görev imleci gibi kolaylaştırıcı unsurlar yer almıyor. Ana görevinizi dahi çevredeki insanlarla konuşarak ve bizzat keşif yaparak bulmanız bekleniyor. Bu yönüyle Hell is Us, “keşif odaklı bir deneyim sunuyoruz” diyerek vaatlerini tam anlamıyla yerine getirmeyen bazı yapımların aksine, bu durumu eksiksiz bir şekilde uygulamayı başarıyor.

Oyunun sırtını dayadığı bu keşif unsuru, zeka ve sabır isteyen bulmacalarla zenginleştirilmiş. Bazı bulmaca sekansları oyuncuyu epey zorlayabiliyor, hatta not tutmayı gerektirecek kadar karmaşık olabiliyor. Ancak oyundaki tüm bulmacaların zor ve çetrefilli olduğunu söylemek doğru olmaz. Bulmacaları çözme sürecindeki en büyük güçlük, cevabı nerede bulacağınızı kavramaktan geçiyor; bazı yanıtlar haritanın diğer ucunda saklı olabiliyor. Bu durum zaman zaman can sıkıcı ve uğraştırıcı olsa da, genel olarak keyif veriyor. Bulmacaların akıllıca ve mantığa uygun tasarlanmış olması da alınan hazzı artırıyor.

Oyunun oynanış ve savaş sistemi tamamen yakın dövüş üzerine kurulu. Karakterimizin farklı oynanış tarzlarına hitap edebilecek bir silah yelpazesi mevcut. Ancak bu yakın dövüş odaklı silahlar, ne yazık ki çok büyük bir çeşitliliğe sahip değil. Oyunun en büyük eksikliklerinden biri bu noktada ortaya çıkıyor. Silahların önemli bir kısmı birbirine oldukça benzer tasarımlara sahip, bu da oynanış çeşitliliği açısından oyuncuyu bir hayli kısıtlıyor. Adeta her bir silah, diğerinin daha hızlı veya yavaş animasyonlu bir versiyonu gibi hissettiriyor. Çoğu silah denenmesine rağmen, bu benzerlikten dolayı oyuncunun çift balta gibi daha keyifli bulduğu bir silahla devam etmesi, sadece bazı bölümlerde çeşitlilik sağlamak adına farklı tarzda silahlar kullanması durumu ortaya çıkabiliyor.

Hell is Us boyunca bize Kapi adında bir drone dostumuz eşlik ediyor. Bu drone, oyunun başından sonuna kadar maceramıza dahil oluyor ve gerek taktiksel destek, gerek saldırı, gerekse savunma gibi alanlarda avantaj sağlamanıza olanak tanıyor. Bu avantajlar, oyun dünyasında bulunan drone modülleri aracılığıyla elde ediliyor. Her bir drone modülü, oyuncunun taktik ve oynanış tercihine göre kullanılabilecek özel faydalar sunuyor.

Gelelim Hell is Us’ın en zayıf yönüne: Düşman çeşitliliği. Oyuna girerken farklı ve etkileyici düşman tipleri beklentisi içinde olanlar, ne yazık ki Hell is Us’ın bu konuda beklentilerin oldukça altında kaldığını görebilir. Oyunda toplamda 9 farklı düşman tipi bulunsa da, bu tipler çeşitlilikten yoksun. Oyunu oynarken tüm düşmanların birbirine benzediği hissi uyandırıyor. Hollow Walkers adı verilen bu düşmanlar, gerek tasarım, gerek saldırı stilleri, gerekse animasyonları açısından birbirine oldukça benziyor, bu da sürekli aynı şeyleri tekrar ediliyormuş hissi yaratıyor. Oyun içinde en çok ilgi çeken düşman tipi, oyunun son saatlerinde ortaya çıkıyor ve bu durum, “Madem böyle bir düşman tipi vardı, neden 30 saat boyunca kullanılmadı?” sorusunu akıllara getiriyor. Dolayısıyla, farklı ve ilgi çekici düşman tipleri arayan oyuncular bu noktada hayal kırıklığı yaşayabilir.

Hell is Us’ın en güçlü olduğu alanlardan biri sunduğu atmosfer. Distopik bir ülke olan Hadea, oyunculara hem sağlam manzaralar hem de etkileyici bir atmosfer sunuyor. Bazen kasvetli ve karanlık bir ortamda ilerlenirken, bazen de kendimizi renkli ve canlı bir atmosferde buluyoruz. Bu iki zıt ortamın ortak özelliği ise görsel ve atmosferik açıdan çok iyi işlenmiş olmaları. Renkli ve canlı bölümlerde huzurlu ve sakin bir ülke imajı çizen Hadea, karanlık bölümlere geçildiğinde farklı duygular yaşatmayı başararak oyuncuya tatlı bir ikilem sunuyor.

Oyunun bölüm tasarımları ise yarı açık dünya bir yapıya sahip. Oyuncu belirli alanlara bırakılıyor ve bu alanlarda yolunu bulup düşmanları etkisiz hale getirmeye çalışıyor. Bölümler görsel açıdan oldukça hoş olsa da, içerik olarak yeterince zengin değil. Haritalar, sunduğu genişliği yeterli içerikle doldurmayı başaramamış. Genellikle düşmanları öldürmek ve zaman döngülerini kırmaktan başka yapacak çok fazla bir şey bulunmuyor.

Oyunun teknik detaylarına bakıldığında, Hell is Us’ın güzel grafiklerini iyi bir optimizasyonla taçlandırmaya çalıştığı görülüyor. Büyük oranda başarılı olsa da, bazı durumlarda teknik sıkıntılar yaşanabiliyor. Çok sık olmasa da, akıcı oynanış sırasında kare düşüşleri gözlemlenebiliyor. Bu düşüşler en çok, bazı yetenekler kullanılırken veya animasyonlu sahnelerde rahatsız edici hale geliyor. Silahlara eklenen bazı yeteneklerin kullanımında kare hızının 10’lara kadar düşebildiği anlar yaşanabiliyor; bu durum sadece birkaç saniye sürse de oyuncuyu rahatsız edebiliyor. Benzer şekilde, bazı bitirici düşman animasyonlarında da bu tür durumlarla karşılaşmak mümkün.

Sonuç olarak Hell is Us, kesinlikle farklı bir deneyim sunuyor. Alışılagelmiş oyun yapılarını bir kenara bırakarak cesur bir tercih yapıyor ve bu tercihinin arkasında oyunun sonuna kadar duruyor. Yarattığı kaotik ve acı dolu dünyası, etkileyici atmosferi ve başarılı grafikleriyle birleşince, deneyimi bir üst seviyeye taşımayı başarıyor. Savaş sistemi ve düşman çeşitliliği konusundaki eksiklikler her ne kadar can sıkıcı olsa da, türü sevenler için oynamaya değer bir yapım ortaya konmuş. Eğer keşif unsurunu ön planda tutan, farklı tatlarda bir oyun arayışındaysanız, bu yeni oyunu incelemeye alabilirsiniz.

Most Popular