Türkiye, geçtiğimiz temmuz ayında son 55 yılın en sıcak temmuzunu deneyimlemiş olup, bu durum elektrik tüketiminin rekor seviyelere ulaşmasına neden oldu. Aşırı sıcaklara bağlı olarak artan iklimlendirme sistemleri kullanımı, elektrik şebekesi üzerindeki talebi önemli ölçüde yükseltti.
Uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember’in analizine göre, 2024 yılında soğutma kaynaklı elektrik tüketimi son üç yılda yüzde 26 artışla 10 teravat saate (TWh) ulaşmıştır. Bu yükseliş, enerji şebekesi yönetimi ve sürdürülebilir enerji planlaması açısından kritik uyarılar içermektedir. Son 55 yılın en sıcak temmuz ayında, 28 Temmuz tarihinde ülkenin en yüksek saatlik elektrik tüketimi 59 gigavat saat (GWh) ile yeni bir rekor kırmış, bu tüketimin yüzde 18’i doğrudan iklimlendirme ihtiyacından kaynaklanmıştır. Türkiye’nin ortalama yüzey sıcaklığı 1980 yılına kıyasla 2,5 dereceden fazla artış göstermiş olup, bu durum iklim değişikliğinin etkilerini gözler önüne sermektedir.
Son üç yılda soğutma amaçlı elektrik talebindeki yüzde 26’lık artış, 2024 itibarıyla 10 TWh’ye ulaşarak yaklaşık 4 milyon elektrikli otomobilin bir yıllık şarj gereksinimine denk gelmektedir. Yaz aylarındaki toplam tüketimin yüzde 8’ini oluşturan bu talep, yıllık ortalama yüzde 12 seviyesinde bir artış sergilemektedir. Örneğin, yalnızca bir aylık iklimlendirme ihtiyacı bazı dönemlerde 3 TWh’ye ulaşarak İstanbul’daki tüm sanayi tesislerinin üç aylık elektrik tüketimine eşit bir seviyeye gelmiştir.
Yükselen ortalama sıcaklıklar ve yaygınlaşan iklimlendirme cihazları kullanımı, Türkiye’nin en yüksek saatlik elektrik talebinin artık kış ayları yerine yaz aylarında gözlenmesine yol açmıştır. 2008 ile 2025 yılları arasında kış ve yaz aylarındaki zirve tüketim farkı 0,8 GW’den 9,1 GW’a yükselerek yaklaşık 12 kat artmıştır. Bu değişim, enerji altyapısının yılın sadece belirli haftalarında yaşanan zirve taleplere göre planlanmasını zorunlu kılmakta ve elektrik üretim maliyetlerini artırmaktadır.
Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda soğutma talebinin elektrik şebekesi üzerindeki yükü artıracağını öngörmektedir. Her 1 derecelik sıcaklık artışı yaklaşık 0,77 GW ilave kapasite ihtiyacı yaratmaktadır. Projeksiyonlara göre, 2030 yılına kadar iklimlendirme kaynaklı elektrik talebi iki katına çıkarak 20 TWh’ye, 2035 yılına kadar ise üç kattan fazla artarak 35 TWh’ye ulaşabilir. Benzer şekilde, en yüksek saatlik elektrik talebi de 2035 yılında 85 GWh seviyesine yükselebilir.
Yükselen soğutma talebi karşısında yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olan güneş enerjisi kritik bir çözüm sunmaktadır. 2019 ile 2024 yılları arasında öğle saatlerinde güneş enerjisinin toplam elektrik talebini karşılama oranı iki katından fazla artmıştır. Bu durum, güneş enerjisinin hem temiz enerji sağlaması hem de artan soğutma talebini karşılamada etkili ve sürdürülebilir bir kaynak olduğunu göstermektedir. Özellikle çatı tipi güneş enerjisi sistemleri, yükselen iklimlendirme ihtiyacının karşılanmasına önemli katkılar sağlayabilir ve karbon salımını azaltıcı rol oynayabilir.
Artan elektrik talebine yanıt vermek için dağıtık güneş enerjisi santrallerinin yaygınlaştırılması, iklimlendirme sistemleri kullanımına dair veri altyapısının güçlendirilmesi, enerji verimliliği politikalarının yaygınlaştırılması ve esneklik çözümlerinin hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu adımlar, Türkiye’nin enerji geleceği ve iklim değişikliğiyle mücadele stratejileri açısından hayati rol oynamaktadır.

