Ana SayfaOtomotiv & MobiliteElektrikli AraçlarTürkiye Filolarında Elektrikli Dönüşüm Hız Kazanıyor

Türkiye Filolarında Elektrikli Dönüşüm Hız Kazanıyor

Türkiye’de şirketler, gelecek yıllarda araç kiralama süreçlerini artırarak filo yönetiminde önemli dönüşümler hedefliyor. Toplam 28 ülkeyi kapsayan geniş çaplı bir araştırmanın sonuçlarına göre, operasyonel kiralama ve filo yönetimindeki temel değişim alanları; çevresel sürdürülebilirlik, maliyet verimliliği ve çalışan memnuniyeti olarak öne çıkıyor. Bu araştırma, Ipsos tarafından Avrupa, Kuzey Amerika ve Güney Amerika olmak üzere üç farklı bölgede, 8 bin 61 üst düzey filo karar vericisiyle gerçekleştirildi. Şirket büyüklükleri, çalışan sayıları ve faaliyet gösterdikleri sektörler göz önünde bulundurularak yapılan bu çalışmada, piyasadaki kısa vadeli değişimlerin, sektör beklentilerinin ve mobilite alanındaki gelişmelerin etkileri incelendi.

Araştırma bulgularına göre, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 88’i sürdürülebilirlik stratejilerini ya uygulamaya koymuş durumda ya da bu yönde planlamalar yapıyor. Ayrıca, şirketlerin yüzde 54’ü binek araç filolarını bataryalı elektrikli araçlar, şarj edilebilir hibrit araçlar ve hibrit araçlar gibi elektrikli ve hibrit enerji teknolojilerini kullanarak dönüştürmeye açık olduğunu belirtiyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde daha çevreci ve enerji açısından verimli elektrikli araçların filo yönetiminde yaygınlaşacağının güçlü bir göstergesi.

Maliyet optimizasyonu da şirketlerin öncelikleri arasında yer alıyor. Yüzde 47’si, gelecek üç yıl içinde operasyonel kiralama yöntemini artırarak maliyetlerini optimize etmeyi hedefliyor. Ayrıca, yüzde 29’u filolarına ikinci el araçları da dahil ederek maliyet verimliliği sağlamayı planlıyor. Bu eğilim, ekonomik sürdürülebilirliğin filo yönetiminde giderek daha fazla önem kazanacağını ortaya koyuyor. Çalışan memnuniyetini artırmak amacıyla mobilite politikaları ve çözümleri geliştirmeyi düşünen şirketlerin yüzde 32’si, temel motivasyonlarının yetenek işe alımı ve çalışan bağlılığı gibi insan kaynakları ihtiyaçları olduğunu belirtiyor. Bu da çalışan deneyimine verilen önemin altını çiziyor.

Araştırma sonuçları, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 93’ünün önümüzdeki üç yıl içinde filolarının büyüyeceğini ya da mevcut haliyle kalacağını öngördüğünü gösteriyor. Bu oranın yüzde 57’si filosunu koruyacağını, yüzde 35’i ise filosunda büyüme beklediğini tahmin ediyor. Avrupa genelinde bu oran yüzde 91 (yüzde 67 sabit, yüzde 24 büyüme), dünya genelinde ise yine yüzde 91 (yüzde 64 sabit, yüzde 27 büyüme) olarak kaydedildi. Türkiye, filo büyümesi beklentisi açısından hem Avrupa hem de dünya ortalamasının üzerinde yer alarak, pazarını filo yatırımları için daha dinamik bir konuma getiriyor. 2025 yılında filosunda artış bekleyen şirketlerin yüzde 78’i, bu büyümenin şirketlerin genel genişlemesinden ve şirket aracı gerektiren yeni faaliyet alanlarının geliştirilmesinden kaynaklandığını belirtiyor. Aynı oran Avrupa ve dünya genelinde yüzde 73 seviyesinde seyrediyor.

2025 yılında Türkiye’de şirket araçlarını finanse etmede en çok tercih edilen yöntemin, yüzde 30’luk oranla operasyonel kiralama olması bekleniyor. Bu yöntemi yüzde 28 ile finansal kiralama, yüzde 24 ile peşin satın alım ve yüzde 15 ile kredi kullanımı takip ediyor. Avrupa ve dünya genelinde operasyonel kiralama tercihinin yüzde 27 olduğu göz önüne alındığında, Türkiye’deki bu oran operasyonel kiralamanın filo finansmanında öncü bir yöntem olarak dikkat çektiğini gösteriyor. Ayrıca, araştırmaya katılan Türk şirketlerinin yüzde 47’si, filo finansmanı için operasyonel kiralama modeline geçmeyi ya da bu modelin finansman içindeki ağırlığını artırmayı planlıyor.

Türkiye’de şirketlerin yüzde 54’ü halihazırda hibrit, şarj edilebilir hibrit ve bataryalı elektrikli araç tiplerinden en az birini filolarında bulunduruyor ya da önümüzdeki üç yıl içinde bulundurmayı hedefliyor. Alternatif enerji teknolojilerinin kullanımına dair bilgilere göre, 2025 yılında Türkiye’deki binek araç sahibi şirketlerin yüzde 59’u yakıt giderlerini azaltmak amacıyla bu teknolojileri kullanmayı düşünüyor. Diğer kullanım nedenleri arasında yüzde 42 ile çevresel etkilerinin daha düşük olması ve yüzde 32 ile çalışan talepleri bulunuyor. Şirketler, elektrikli araçlara geçiş sürecinde şarj stratejilerinin geliştirilmesine de yatırım yapıyor. Görüşme yapılan şirketlerin yüzde 89’u, halka açık şarj istasyonları, evde şarj veya iş yerinde şarj politikalarından en az birini uyguluyor veya gelecekte bir politika oluşturmayı planlıyor. Bu yatırımlar, elektrikli araçların menzil endişelerini azaltarak yaygınlaşmasına katkı sağlayacak.

Araştırmaya göre, 2025 yılında Türkiye’de şirketlerin yüzde 49’u halihazırda en az bir mobilite politikasını veya çözümünü kullanıyor ya da önümüzdeki üç yıl içinde kullanmayı hedefliyor. Bu oran, Avrupa ülkelerinde yüzde 71, dünya genelinde ise yüzde 73 olarak Türkiye’den daha yüksek seyrediyor. 2025 yılında Türkiye’de şirketlerin yüzde 37’si, mobilite politikalarını uygulamaya koymalarının temel sebebinin kurumsal sosyal sorumluluk politikaları olduğunu ifade ediyor. Bunun yanı sıra, çalışanların özel isteklerine cevap vermek yüzde 35, yetenek işe alımı, çalışanları elde tutma ve benzeri insan kaynaklarıyla ilgili ihtiyaçlar ise yüzde 32 olarak belirtiliyor.

Türkiye’de 2025 yılında şirketlerin yüzde 53’ü filolarının tamamı veya bir kısmı için bağlantılı araçlara sahip olacak. Bu şirketlerin yüzde 30’unun bağlantılı binek araçları ve yüzde 36’sının bağlantılı hafif ticari araçları olduğu belirtiliyor. Bağlantılı araçlara sahip şirketlerin yüzde 57’si, araç takip sistemleri aracılığıyla elde edilen verileri halihazırda kullanıyor veya önümüzdeki üç yıl içinde kullanmayı planlıyor. Türkiye’deki şirketlerin yüzde 29’u, elektrikli ve hibrit gibi alternatif enerji teknolojilerinin uygulanmasının, yüzde 25’i ise uzun araç teslim sürelerinin yönetilmesinin önümüzdeki üç yıl içinde filo yönetimi için en önemli zorluklar olduğunu ifade ediyor. Bu zorluklar arasında elektrikli araç batarya ömrü gibi konular da dolaylı olarak yer alabilir.

Most Popular