Milletvekili Ertuğrul’a göre, günümüzde siber güvenlik salt teknik bir mesele olmanın ötesinde; ulusal güvenliğin, kamu düzeninin, ekonomik istikrarın ve bireysel hakların muhafaza edilmesinde kilit bir rol oynamaktadır. Türkiye’de son dönemde peş peşe yaşanan veri sızıntıları, sahte belgeler, kimlik hırsızlıkları ve devlet kurumlarına yönelik dijital müdahale iddiaları, ülkenin siber güvenlik kapasitesinde ciddi zafiyetler bulunduğunu gözler önüne sermiştir.
8 Ocak 2025 tarihinde Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak oluşturulan Siber Güvenlik Başkanlığı, Türkiye’nin dijital emniyetinden, kamu kuruluşlarının eşgüdümünden ve siber tehditlere karşı korunmasından sorumlu en üst makamdır. Ancak kuruluşunun üzerinden sekiz ay geçmesine rağmen bu kuruma henüz bir başkan ataması yapılmamıştır. Bu durumun bir ihmal mi olduğu, yoksa iç çekişmeler nedeniyle devletin dijital savunma mekanizmalarının sahipsiz mi bırakıldığı sorusu akıllara gelmektedir.
Son zamanlarda kamuoyuna yansıyan sahte diploma skandalları, artık yalnızca bir eğitim veya etik sorunu olmaktan çıkmış, ulusal bir güvenlik meselesi haline gelmiştir. Devletin hassas kurumlarına sahte evraklarla sızıldığı iddiaları, dijital sistemlerimize doğrudan yapılan müdahaleler olarak değerlendirilmelidir. Bu, sadece bir diploma sahteciliği meselesi değil; devletin güvenlik reflekslerinin sınandığı çok daha büyük bir tehditle karşı karşıya olduğumuz anlamına gelmektedir.
Basında çıkan haberlere ve bazı resmi açıklamalara göre, sahte diplomaların, akademik unvanların ve resmi evrakların dijital yollarla üretildiği iddiaları soruşturulmaktadır. Bu süreçte, bazı üst düzey kamu görevlilerine ait elektronik imzaların kopyalandığı ve bu imzalar kullanılarak kamu sistemlerinde belge düzenlendiği öne sürülmektedir. Söz konusu e-imzaların önemli bir kısmının kamu kurumları tarafından, bilhassa TÜBİTAK aracılığıyla temin edildiği bilinmektedir. Bu durum, elektronik imza altyapısının güvenliği hakkında ciddi şüpheleri beraberinde getirmektedir.
E-Devlet altyapısı, Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve hatta Milli Emlak sistemlerine yetkisiz erişim sağlandığına dair iddialar son derece ciddidir. Bu kurumlar sadece veri barındırmakla kalmaz; aynı zamanda devletin kimliğini ve vatandaşın geleceğini temsil eder. Ortaya çıkan soru şudur: Bu denli büyük bir sahtecilik yaşanırken, hiçbir sistem alarm vermedi mi?
Bir Başkanlık mevcut olmasına rağmen başında bir başkan bulunmamaktadır. Kurumsal kapasitenin artırılacağı söylenmişse de ortada somut bir gelişme yoktur. Ulusal siber güvenlik stratejileri, eylem planları ve tehdit istihbarat mekanizmaları ne durumdadır? Başkanlık sadece kâğıt üzerinde mi işlem görüyor, yoksa arka planda farklı planlar mı yürütülüyor?
Yetkisiz erişimle ele geçirilen hassas veriler, iç veya dış düşmanlar tarafından suiistimal edilebilir. Bireyler hedef alınabilir, kurumlar itibar kaybedebilir ve devletin kamuoyundaki güveni sarsılabilir. Geçmiş dönemlerde FETÖ mensuplarının Türk Silahlı Kuvvetleri ve kritik kurumlarımıza sızması sonucu yaşanan ulusal güvenlik sorunları halen hafızalardadır. Şimdi aynı senaryoyu dijital versiyonuyla mı yaşıyoruz? Soruşturmalar aslında aylar öncesinden başlamıştır. Sahtecilik sadece diploma ve ehliyetlerle mi sınırlı kalmıştır, yoksa askeri ya da mali sistemlere de uzanan bir sahtecilik söz konusu mudur?
Kamuoyunun meşru endişelerini dile getirerek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) soru önergesi sunduğunu belirten Milletvekili Ertuğrul, amaçlarının yalnızca sorumluları ifşa etmek değil; sistemsel zafiyetlerin giderilmesi, kurumlar arası koordinasyonun sağlanması ve siber güvenliğin gerçekten milli bir savunma hattına dönüştürülmesi olduğunu vurguladı. Konunun takipçisi olacağını ve milletin her bir ferdinin dijital güvenliği için bu meselenin üzerinin örtülemeyeceğini ifade etti.
Söz konusu TBMM soru önergesinde şu konulara açıklık getirilmesi talep edilmektedir:
* Siber Güvenlik Başkanlığı’na bugüne kadar neden atama yapılmamıştır?
* Sahteciliğin boyutu sadece diplomalarla mı sınırlıdır, yoksa askeri veya mali sistemleri de kapsamakta mıdır?
* Elektronik imzaların kopyalanması nasıl mümkün olmuştur ve bu durum kamu kurumlarında neden tespit edilememiştir?
* Klonlama işlemleri ilgili teknoloji firmaları tarafından neden fark edilmemiştir?
* Siber Güvenlik Başkanlığı’nın kritik kamu veri tabanlarını korumaya yönelik somut projeleri ve aktif savunma mekanizmaları mevcut mudur?

