Dallas merkezli Colossal Biosciences şirketi, yaklaşık 12.500 yıl önce nesli tükenen “ulukurt” (Aenocyon dirus) türünü yeniden canlandırdığını duyurdu. Bu, tarihte ilk defa bir türün başarılı bir şekilde “yeniden diriltilmesi” olarak kayıtlara geçti. Üç sağlıklı yavru (Romulus, Remus ve Khaleesi), antik DNA, klonlama ve genetik düzenleme teknolojileri kullanılarak yaratıldı. Geçmişte Kuzey Amerika’nın korkulan yırtıcılarından olan bu tür, gri kurtlardan daha büyük bedenleri, kalın kürkü ve güçlü çeneleriyle bilinirdi. Game of Thrones dizisinin ilham kaynağı olan ulukurtlar, 13.000 yıllık bir diş ile 72.000 yıllık bir kafatasından elde edilen DNA’lar kullanılarak yeniden hayata döndürüldü.
Yavrular, konumu gizli tutulan, 2.000 dönümlük bir alanda, hayvanat bahçesi standartlarında, üç metre yüksekliğindeki çitlerle çevrili bir tesisde yaşıyorlar. Tesis 7/24 güvenlik görevlileri, dronlar ve canlı yayın kameralarıyla izleniyor. ABD Tarım Bakanlığı’na kayıtlı ve Amerikan İnsancıl Derneği tarafından onaylanmış.
Bilim insanları, iki farklı ulukurt fosilinden elde edilen antik DNA’ları kullanarak, türün yüksek kaliteli genom haritalarını oluşturdu. Bu haritalar, gri kurt, çakal ve tilki gibi mevcut türlerle karşılaştırılarak, ulukurtların özgün genetik özelliklerinin (beyaz tüyler, kalın kürk ve kafa yapısı gibi) belirlenmesine yardımcı oldu. CRISPR teknolojisi ile gri kurt hücrelerinde 14 farklı gen üzerinde 20 farklı düzenleme yapıldı. Genetiği değiştirilmiş hücreler, köpek yumurtalarına aktarılıp, büyük ırktan seçilmiş evcil köpekler olan taşıyıcı annelerin rahmine yerleştirildi. Bu işlemden iki erkek ve bir dişi yavru doğdu. Yavrular, büyük ölçüde gri kurt genleri içeriyor.
Colossal Biosciences, 2021’de Ben Lamm ve Harvard Üniversitesi’nden George Church tarafından kuruldu. Şirket, mamut, dodo ve Tazmanya kaplanı gibi diğer soyu tükenmiş türleri de geri getirmeyi planlıyor. Şirket, bugüne kadar 435 milyondan fazla yatırım topladı ve Mamut projesinin 2028’de ilk yavruları doğurması bekleniyor.
Colossal, ulukurt projesinde geliştirdiği teknolojilerin, yok olma tehlikesi altındaki hayvanların korunmasında da devrim yaratabileceğini belirtiyor. Ayrıca, dünyanın en tehdit altındaki kurt türlerinden olan kızıl kurtlar için de iki yavru grubu ürettiler. Yeni doğan kızıl kurtlar, daha az invaziv ve hayvan dostu bir klonlama tekniğiyle dünyaya geldi.
Fakat bu çığır açan çalışmalar, tartışmalardan da uzak değil. Ulukurtlara benzer olsalar da, bunların gerçek ulukurtlarla aynı olup olmadıkları tartışılıyor. Bazı uzmanlar, bu kurtların, kısıtlı gen düzenlemeleri ile genetiği değiştirilmiş gri kurtlar olduğunu söylüyor. Ek olarak, bu canlıların gerçek bir ekosistemde hayatta kalıp kalamayacakları da belirsiz. Şirketin uzun vadeli hedefi, genetik olarak yeniden yaratılan mamut ve ulukurtlar gibi türleri doğal ortamlara entegre etmek olsa da, bu, şu an için oldukça uzak bir hedef. Uzmanlar, bu yeni hayvanların ne işe yarayacağını henüz tam olarak bilmiyorlar. Günümüz dünyasında, iklim değişikliği ve yaşam alanlarının yok olması nedeniyle şirketin mamutları yeniden yaratmasının pratik sonuçlar doğurmayacağını da hatırlatmakta fayda var.

